Bir sene sonra

6 toes cat

Dün Petscan sonucunu öğrenmek için onkoloğu görmeye gittim. Kendimi gayet iyi hissediyordum ne zamandır. Hatta soğuk havalardan daral gelip sokaklarda gezebileceğim bir yerlere gitme planı bile yapmıştım. İki haftalığına Florida’ya uçtum, Portland’dan. 6 saat uçak yolculuğu yorucu olsa da altından kalkılamayacak bir şey değildi benim için. Ardından Tampa’dan Key West’e dek araba turu, aşağı yukarı 700 kilometrelik bir yol. Zira kafama takmıştım, Hemingway’in evini görüp, altı parmaklı kedilerini sevmeyi. Gezerken bayağı da eğlendim. ‘Kansersin yat dinlen, nasılsa öleceksin’ diyen doktorların aksine, canım nereye gitmek istiyorsa gittim. Uzun araba, uçak ve gemi yolculukları da yaptım. Temelde düşüncem şuydu, ‘yahu madem öleceğim ( yani bu kadar ısrarcılar benim altı ay içerisinde öleceğim konusunda), bari ölene dek gezeyim’ dedim. Bir yandan gezip tozarken, bir yandan da kendimi sıkı bir diyete soktum. Gezmediğim zamanlarda düzenli olarak bisiklet sürdüm. Sonuç? Dün doktor dedi ki ‘kansere rastlanamadı Petscan’de. Yani? İkinci kez kanseri alt ettim diyebilirim.

Hemingway house

Bu haberi duyunca benim sevinmem gerekir değil mi? Valla pek de öyle olmadı. Hatta tam tersine epey sinirli bir gün geçirdim. Niye mi? Ayol bu Amerika’daki doktorların tavrı insanı deli eder. Hesapta benim durumumda olan herkes bir sene içinde ölüyor deyip durdular. Mütemadiyen suratıma ‘öleceksin’ denmesine alıştım ama ( eblehçe bulduğumu da yazayım da içimde kalmasın, zira ben öleceğim de sen sonsuza dek mi yaşayacaksın a doktor? Sen de öleceksin. Anlaşamadığımız tek nokta zamanı. Sana kalsa mezarımı hazırlamam gerekiyor. Bense ‘bir insanın ölüp ölmeyeceğine doktor karar veremez’e inanan biriyim ve görüldüğü üzere de haklıyım.
E peki, ben ölmedim, ölmemeyi bırak lay lay lom gezdim, çalıştım, spor yaptım, insan bir merak etmez mi niye bu hatun bu hastalığı böyle kolay atlattı diye. Yoo sormuyor. Sormamayı bırak halen ‘şimdi kanser görmememiz atlattığınız anlamına gelmez’ deyip duruyor. Bu durumda kafamdan geçenler şunlar:
E hani kemo terapiye gerek yok, nasılsa bir işe yaramayacak, alsam bile en fazla 6 ay yaşayacaktım. Ne oldu?
Hani hesapta istatiksel bilgilere göre serviks kanseri 3B olan bir hasta en fazla bir sene içerisinde ölürdü? Bu durumda ben sizin istatiksel bilgilerinizi alt üst ettim mi doktor?
Elinizdeki istatiksel bilgilere güvenip ısrarla bir hastaya ‘yapacak hiç bir şey yok’ deyip durmak ne kadar ahlaki sizce? Tıp eğitimi almanız kibirli davranmanızı gerektiriyor mu? Niye sadece kendi bildiğiniz doğruları ‘mutlak doğru’ kabul ediyorsunuz? Benim gibiler ne oluyor bu durumda? Yani bu istatiksel bir hata deyip geçecek misiniz?
Bir insanın umudunu elinden almaya ne hakkınız var? Size kulak assaydım çoktan mezarımı kazıp içine atlamam gerekirdi kuzu kuzu. Demek ki fazla böbürlenen insanları ciddiye almamak gerekiyormuş.

sloppy joe's
Hemingway’in takıldığı bar Sloppy Joe’s Key West Florida

Dünkü tavır çileden çıkardı beni. Adam suratıma hala ısrarla ‘kemo terapi işe yaradı’ deyip durunca açtım ağzımı yumdum gözümü. Kaybedeceğim ne var zaten? Yani 6 ay öncesine dek işe yaramayan bir tedavi cart diye şimdi mi işe yaradı? Bunu sorgulamadan mı kabullenmem gerekiyor? E be adam madem işe yarayacaktı ne demeye ‘almasanız da olur, boşuna para ödemeyin’ dediniz bana? Resmen kendimi yedek teker gibi hissettim. Kim olursa olsun bana kendimi yedek teker gibi hissettirmeye hakkı yok. Hemen deli tarafımı olay mahaline sürdüm. Yok çünkü bu sistemle, ( sağlık sektörü ) sistemin parçası olan doktor takımıyla başka türlü baş edemezdim. Akıllı uslu hasta olup her denileni yapmaktansa, kendi aklımı kullanıp kanserle mücadelemde kendi yöntemimi oluşturacaktım.

Ben de öyle yaptım. İşe yiyeceklerin besin değerlerini öğrenmekle başladım. Vitaminlerin, baharatların önemini araştırdım. Bedenimi mümkün mertebe kemoterapinin yıkıcı etkisinden korumaya çalıştım. En önemlisi de pozitif düşündüm. Probleme değil, çözüme odaklandım.
Sonuçta kazanan ben oldum.

Yapı olarak ben inatçı biriyim. Kolay kolay pes etmem, aklıma koyduğumu genelde yaparım. Hayatım boyunca bana ‘yapamazsın, edemezsin’ diyen insanlara gıcık olmuşumdur. Buradaki burnundan kıl aldırmayan, hastayı dinlemeyen doktorlarla da mücadele ederken onları iplemeyen tavrımı öne çıkarmak zorunda kaldım. Hayatta kalmamın sebebi ‘bu inatçı hatta edepsiz tavrım’ dolacağını hiç düşünmezdim.

Edepsiz derken vallahi hiç abartmıyorum. Bugüne dek Fuck You dediğim doktor sayısı epey kabarık bilginize itina ile sunarım. Hakkettiler mi peki? Hem de dibine dek. Buradaki hastalar genelde benim gibi pek ayıpçı davranmazlar. Ben davrandım, pişman mıyım, zerre değilim. Normalde kendine kemo kürü ( kanser tedavisi uygulanan bir kişi ) verilen bir hasta doktoruna minnettarlık duyar diye düşünüyorum. Dün içimde kabaran duyguyu aktarayım: Bırak minnettarlık duymayı adamı dövemedim ya kalkıp resmen içimde kaldı. En çok ona yanarım. Şimdi bana ‘aman Nur ne şirretsin’ demeyin. Hayatımın hiç bir döneminde gideyim de filanca kişiyi döveyim demişliğim yoktur. Ama bir insana böylesine pozitif bir haberi yarım ağız ha şimdilik ölmeyeceksin ama bu ölmeyeceğin anlamına gelmez tavrıyla veren bir doktor en azından bir tokadı hakkediyor bana göre. Sevincimi kursağımda bırakacaktı elin İtalyanı. Ben de muayene odasına giderken aman bu adam Amerikalı değil, ne de olsa İtalyan, Akdenizli, şimdi benimle birlikte o da sevinir bu habere diye düşünmüştüm. Yok yahu hiç de öyle davranmadı. Tam tersi halen tavır sen kim oluyorsun ki, biz her şeyi daha iyi biliriz tavrında ısrarcı davrandı. E ben de o zaman ipler koptu. ‘Söylediğiniz doğru değil ben kıçımı yırtmasaydım hayatta kalmak için, tüm beslenmemi değiştirmeyip, spor yapmayıp istersen kovalar dolusu kemo zehrini vücuduma boşaltın çoktan nalları dikerdim’le başlayıp bilimum ayıpçı lafları ardı ardına sıraladım. En son hatırladığım boylu poslu adamın odadan kaçtığı. Yani bu adamı dövemediysem tek sebebi vajinal muayene masasında kıçımda bir örtüyle oturuyor olmamdı. Bir yandan don giymeye çalışıp, bir yandan adamı dövme isteğiyle yanıp tutuşmak zor oluyor azizim. Kıssadan hisse: eğer birini dövecekseniz önce donunuzu giyin.

Son not, edepsiz tavrımdan utandığım filan yok, hatta delice davranmaktan da hoşnutum. Zira hayat size gereken dersi veriyor. Kibar görünümlü ama insanlıktan nasibini alamamış doktor ya da diğer meslek türünden insanlarla karşılaştığınızda hemen deli tarafınızı öne çıkarın derim. Sonuç paha biçilmez, test ettim, onayladım işe yarıyor.

Her söylenene kafa sallayan biri olmaktansa namı diyar bir deli olmayı tercih ederim. O sinirle eve geldim baktım çok tepem atık bari sinemaya gideyim deyip bir komedi filmine gittim. Akşama da Umberto Eco’nun ölüm haberini aldım. Sinirim yatışıp yerini kaybetmenin acı duygusu aldı. En sevdiğim yazar bu dünyadan göçüp gitmişti. Kendimi en azından onun tüm kitaplarını okumuş biri olarak şanslı saydım. Yazma eyleminin kendisi beni hayata bağladı tüm bu hastalıkla mücadelem sırasında. O yüzden yazmaya devam etmeliyim diye bir karar aldım gece uykuya dalmadan önce.

Haberiniz ola mahallenizin delisi olarak bir süre daha buralardayım, maceralarımı okumak isteyenleri beklerim.

me

Meraklısına Not:
Benim kanser tedavim Amerika’da yapıldı, buradaki sağlık sistemi böyle işliyor. Eminim bu tarz davranmayan doktorlar vardır, sadece bana rast gelmedi. Onları tenzih ederim. Ve Türkiye’deki doktorlar bu yazının konusu değildir. Onlara laf etmiyorum yanlış anlaşılmasın.

Nadiye sana da not yazayım: Doktoru dövmedim, içimden geçirsem de böyle bir şey yapmam muhtemelen. Sen de doktorsun, şiddet yanlısı bir kardeşin olduğunu düşünmeni istemem.


Referanslar:
nurweb.biz/cancer
facebook.com/cervicalcancerinfo

Please share it
Email this to someoneShare on Google+Pin on PinterestTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on Facebook