Kellik Üzerine Güzelleme

Yeni bir foto serisini tamamladim “Kel Ol / Cesaretli Ol”. Bunu yaparken de kendimi iyi hissettim. Şu sıralar en önemli konu bu benim için. Mutlu olup, yaşadığımı iliklerimde hissettirecek ne varsa onu yapıyorum. Daha ne kadar yaşayacağımı bilmiyorum. Zaten gerçek anlamda kim biliyor ki? Doktorların istatiki bilgileri var. İstatistiklerle göre bir serviks hastası ( derece 3B ) ortalama 1 ile 5 sene yaşayabiliyor. Benim durumumda ise ortalama bir yıl.. Bu bilgiyi bir hastaya vermenin, ( Amerika’da hastanın yüzüne sanki hava raporu verir gibi söyleniyor ) hastaya ne gibi bir yararı var? Bunu söyleyen doktor hanım, bunu bana söydikten sonra ne yapacağımı sanıyor acaba? Vasiyetime mi ekleyecegim sizi bu değerli bilgiyi paylaştığınız için? Git işine…

Benim amacım hayatta kalıp onların istatiki bilgilerini yanıltmak olacak. Bunun üzerinde çalışıyorum. Sağlıklı yemekler yiyip, iyi vitaminler alıp, her gün egzersiz yapıyorum. Her gece egzersiz bisikleti sürüyorum ( en az 5km ). Hava güzelse parklarda yürüyüşe gidiyorum. 4. kemo kürünü 10 gün önce bitirdim. Toplam 6 kür almam gerekiyor. Şu ana kadar hiç bir yan etki olmadı kemo terapi ilaçlarından kaynaklanan. Avastin, Cisplatin, Taxol karışımı bir kokteyl kullanıyorum. Sadece kel oldum.

İki aydan biraz fazladır kelim. Aynaya ilk baktığımda gördüğüm görüntü tuhaftı. Tabii ki aynadaki kadın bendim ama; bu bana bakan kadın yabancıydı yine de. Liseden beri hep kel olmayı istemişimdir. Belki de İzmir’de yaşarken bunaltıcı sıcağın buna etkisi vardı. Saçlarım epey uzundu o yıllarda.

battaniyeli kel

Ya da o aralar çok severek dinlediğim “Nothing compares to you” şarkısının etkisi de olabilir. Sinead O’Connor, sesine hayrandım, hatun hem kel, hem de çok güzeldi. Olağanüstü güçlü bir sesi vardı. Kel olmak istediğim halde bir yaz günü sadece çok kısa asker traşı gibi kestirebilmiştim saçlarımı 22 yasındayken. Çok rahat ettim, ama kel değildim yine de. Şimdi ise 45 yaşındayım ve kelim, benim tercihim üzerine değil, kemo terapinin yan etkisi sonucu. Kemo terapi ilaçları saç dokülmesine neden oluyor.
Kel olmaya zorlanmak fikri hiç hoşuma gitmedi. Ben de bu yüzden ablama saçımı kazımasını söyledim. O da yaptı. Saçların oraya buraya dökülmesini beklemeden. En azından benim seçimim sonucu kelliğe adım atmıştım.

Bir hafta filan aynaya çaktırmadan durduk yere bakıyordum. Sanırım ilk birkaç gün nefret ettim aynadaki görüntüden. Nedense aynadaki kadın bana toplama kampından Auschwitz ya da başka bir yerden kaçan kadınları anımsattı. Hayır öyle bir tanıdığım yok tabii ki, ama filmlerde, belgesellerde izledim. Bazı fotoğraflar gördüm bunlara dair. Korkunç resimlerdi. İmgeler hafızamızın derinliklerine kazınır, biz istesek de istemesek de. Bilinçaltımız bize anımsatır bazen, hiç olmadık zamanlarda.
Mesela Sophie’nin Seçimi filmi gibi.
Yeni görüntüme alışmak zaman aldı.

be bald

Bu süreçde kendi kimlik kavramımı, kendime güvenimi, egomu, ölümü ve kadınsılığı sorguladım durdum. Çoğunluk kelliği çirkin bir şey olarak düşünür. Ben hiç bir zaman onlardan biri olmadım. Sean Connery, Ben Kingsley, Bruce Willis, Jason Statham, bir kaç aktör daha hep severek izlediğim oyuncular. Sanırım bazı erkekler kelken saçlı halinden daha çekici görünüyor. Bir kaç kadın modelin de kel resimlerini çok güzel bulmuşumdur. Vefat eden ilk eşim keldi, ve epey yakışıklı bir adamdı. İkinci eşim de kel, ve ben onu saçşız haliyle pek seviyorum. Babam da keldir ve çok iyi bir adamdır. Demek ki birini sevmenin saçla bir ilgisi yok.

Şimdi benim kel olma zamanım. Bu hazır mıydım? Hayır ama oldu. Bu yüzden; olan oldu deyip, yoluma devam etme kararı aldım. En azından kirpiklerim ve kaşlarım var halen. İyimser düşünmek zorundayım. Kel kafama nasıl bakım yapılır öğrenmek zorundaydım. Hemen bir iki model şapka ve değişik eşarplar aldım, soğuk günlerde kafamı sıcak tutmak için. Hatta bir kaç tane de peruk aldım. Bunları kafama geçirip fotoğraflarımı çektim. Gerçi perukları fazla kullanamadım, oldukça zahmetli bir işmiş peruk takmak. Ama renk renk perukların resmini çekerken epey eğlendim. İtiraf etmeliyim ki mor, kırmızı, parlak gri, kıvırcık siyah peruklarla canımın istediği karektere bürünmek keyifliydi bir süre.

Kemo terapi süresince insanın kendisini iyi bir ruh halinde tutması gerekiyor. Neyden keyif alıp, mutlu oluyorsanız onu yapmalısınız. Keyifli olma, mutlu olma hali olma anti-depresan ilaçlaradan kaynaklanmamalı, bu sizin içinizden gelmeli. Bence herkes bu potansiyele sahip, sadece yüzeye çıkartmak için çaba harcamak gerekiyor.

Ben kel olmayı, cesaretli olmayı seçtim, bir hastalığın kurbanı olmak yerine.
Mutlu olmayı da başarıyorum. Eğer kısa bir ömrüm olacaksa da sonuna dek mutlu anları yaratmaya çalışacağım. Ne kadar yaşayacağımı kim bilebilir ki? Belki de hastalık Nekahat devresinde kalır uzun süre.
Ama en azından hayatımın kontrölü benim elimde olacak. İyi bir hayat için ne gerekiyorsa onu yapacağım. Bana göre bu güzel bir gülümseme ile başlıyor.

Referanslar: https://www.facebook.com/cervicalcancerinfo

Please share it
Email this to someoneShare on Google+Pin on PinterestTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on Facebook