Tepebaşından Taksim'e gitmek

Tepebaşından Taksim’e gitmek/gidememek

İstanbulun iş çıkışı, arabaları içindeki insanlarla birlikte öğüttüğü saatler.

Duraktan bir taksiye valizimle bindim, yol yakın ama valiz olduğu için yürümek istemedim. Taksi şoförüm, Karadenizliymiş, 10 m gitmeden söylenmeye başladı, aslında başımıza geleceklerimizi önce-den sezmiş olmalı.

Zira 1 dk da 1 m hızla gidiyoruz.

Öncelikle, arabaların içinde tek kişi seyahat edenlere başlıyor sövmeye, herkes araba alıyor, 3 milyara, bozulsa yaptırtacak parası yok ama araba almasını biliyor diyor. 20 senedir çalışıyorum ama benim arabam yok diye ekliyor.

– ‘allah belanızı versun’.

Daha sonra sıra belediyeye geliyor, orada otopark yaptığı için trafik altüst olmuş..

ona da bir bela okunuyor. –‘topunuz belasunu versun’

– uy İstanbul beni sinur hastası yaptın diyor, ne güzel durağımda yemek yiyordum, bir bayan müşteri geldi dediler bende kalktım diyor, pek pişman..

Taksim’e yaklaşıyoruz, 2 genç trafik polisi geçiyor. Ama sanırsınız ortaokul öğrencisi, pek tıfıllar on-lara da nasiplerini alıyorlar, hiç bir şey yapmadan yürüyüp geçtikleri ve çocuk görünümlü oldukları için.

Laz uşağı, bağırıp çağırdıkça ben arka koltukta sus pus küçüldükçe küçülüyorum neredeyse yok olmak istiyorum, ne olur olmaz tırsıyorum baya , ama kamera şakası olma ihtimali de var bakınıyorum kamera filan yok etrafta. Komedilerdeki laz tiplemelerinin abartı olduğunu sanırdım ama gerçekmiş bunu anlı-yorum.

Taksim o akşam yılbaşı gecesinden daha kalabalıkmış dediğine göre ama bana buraları her gün böy-leymiş gibi geliyor. Sokağa dönmek için sağa kırıyoruz, baretli 2 inşaat işçisi giremezsiniz diyor, iş makinası gelecekmiş, geri geri dönmek zorunda kalırmışız, aksamın o saatinde ilginç bir durum, taksi şoföru aldırmıyor ‘ neden dönmeyecekmişim dönecegum’ diyor, ‘bayanı valiziylemi bırakayım olmaz’ diye ekliyor, o sırada sokağa 2-3 araba çoktan girmiş oluyor, nedense işçiler onlara bir şey demiyor, taksi şoförü beni gideceğim yerin kapısına götürmekte kararlı. Dar yokuştan inerken, bakkalın önünde bir pikap durmuş, mal indiriyor, dükkanın önünde 2 sıra otomobil park etmiş, taksicimiz, kornaya basıp uyarıyor, çünkü bakkal dükkan onuna araba park ettirmese, yol da böyle tıkanmayacak haklı aslında, ama arabadan inip bunu bakkala bizzat söylemek istiyor, biranda 10 kişi olan bakkal ekibi karşında gülerek geri dönüyor, bakkal siz de taksimde yol ortasında yolcu indiriyorsunuz diyor, taksi şoförümüz, sen gel taksime 1 kişi o zaman konuşalım diye cevap veriyor.

Sonunda varıyoruz, bu arada iş makinasına da rast gelmiyoruz baretli işciler kuru sıkı atmışlar , ben olsam inanırdım ama İstanbullu laz şoförüm daha deneyimli tabii daha nice baretli işçi görmüş demekki inanmadı . Normalde 5 dk sürecek yolu 45 dk da alarak, taksiden iniyorum, istanbul’da yaşadığı için Allah yardımcın olsun diyorum, taksicim gülerek ayrılıyor.

Yazan Handan Kılıçaslan
Mayıs 2011

Please share it
Email this to someoneShare on Google+Pin on PinterestTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on Facebook