Yolculuk devam ediyor

yola devam etmeli

Sisli bir sabahın serinliğinde elimde kahvem kapının önünde oturuyordum. Sokağın karşısındaki tek katlı evin balkonundan geçen kocaman ağacın dalları gökyüzüne uzanıyordu. Bir kaç yaprak yere dökülünce  yukarıdaki dallara doğru dikkatlice baktım. Sincapın biri daldan dala atlıyordu. Hoplaya zıplaya aşağıdaki dallara indi, koşarak eski ahşap çite tırmandı. Kahverengi tüylerle kaplı yüzünü çevirip şöyle bir ardına baktı bir kaç saniye. İrice bir daldan başka bir sincap atladı çitin üstüne. Yeni gelen sincap arka ayakları üzerine yükselip, nereye gidiyorsun dercesine baktı ötekine. Kediler gibi kavga edecekler mi diye baktım merakla, bir yandan kahvemden kocaman bir yudum alırken.  Güneşin solgun sarısı tüylerinin üzerinde geziniyordu. Sanki havayı koklar gibi başlar havada sessizde birbirlerine baktılar. Öndeki daha uzuncana olan sincap kuyruğunu dikleştirdi biraz daha. Sonra hızla çitin üstünden yere atladı, ilerideki ağaca tırmanmaya baslamıştı bile bir kaç dakikada. Ardından diğer sincap da koştu, sanki hafiften dırlanıyor muydu ne?

Son iki haftadır, sabahın köründe kalkıp bir sütlü kahve yapıp oturuyorum evin kapısının önüne. Yaz bitmeden sokağın tadını çıkarıyorum. Ağaçların yaprakları renk değiştirmeye başladı bile. Parlak yeşiller hafiften turuncuya dönerken, kaldırım kenarındaki otlar çoktan sararıp soldu susuzluktan.   

Sessiz yoldan bir bisikletli geçti. Dallardaki kuşlar cıvıldamaya başladığında, erkenci bütün sincaplar civardaki ağaçların dallarından ceviz, fındık, kabuklu ne varsa meraklı minik elleriyle kopartıp yiyorlardı gezine gezine.

Nedense gözüme çok mutlu göründü kuşlar, sincaplar. Yoldan tek tük geçen insanlarsa ya uykulu ya da somurtkan ifadeliydiler.
Hayat ne garip diye düşündüm. Su avuç içi kadar hayvanlar bile doğanın keyfini bizden daha iyi çıkarıyorlar.

İçimizdeki mutluluk ya da hüzün çevreden ziyade bizim çabamızla oluşuyordu. Ruhumdaki boşluğu silkeleyip atmak istedim. Olmadı, bir yanım hala kırgındı hayata. Güzel bir hava, keyifli sincaplar, hayatta olmam, hiçbiri ama hiçbiri bana anımlarımın ağırlığını hafifletmeye yetmiyordu bu sabah.

Kalbim on beş yıl öncesinin acısıyla sızlıyordu.
Seneler önce bir sabah uyandığımda hayatımın dönüm noktasında olduğumdan bihaberdim.

İnsan sevdiği birini yitirdiğinde onu unutmuyormuş öğrendim. Yıllar geçtikçe sadece yoklukla baş etmeyi öğrenip, ağlayıp zırlamadan yola devam etme yetini geliştiriyorsun o kadar.

Mavi gözlü, ince yüzlü bir adam vardı hayatımdan gelip geçen. Bana tek başına hayatın zorluklarını alt edebilmem için hikayeler anlatan.

Aynı ülkenin insanı değildik, ayni dili konuşmuyorduk, ne yaşımız birbirine yakındı, ne ortak deneyimlerimiz birbirine benzerdi. Ben kitap kurduydum, hayata dair bildiklerim okuduğum kitaplardan ibaretti. O ise neredeyse tüm dünyayı gezmişti. Sıradan sorulara verilecek cevabı hiç olmadığı için, kendini nereye ait hissediyorsa onu anlatırdı.

“Nerelisin?”
“E ben İzmirliyim!” derdi hafif göçmen aksanlı Türkçesiyle. Mavi gözlerinin içi gülerdi. Efes birasını yudumlayıp, Kordon’da gün batışını izlemeyi severdi.

Tanıdığımda Türkçesi çok azdı. İki buçuk yılda en çok babamla, annemle muhabbet etmeye çalışarak geliştirdi kelime haznesini. Ama Yugoslav göçmeni aksanı ile konuşan bir Amerikalıydı bilmeyenlere.

Bir adam bu kadar mı İzmir sevdalı olur? Ben doğma büyüme İzmirliyim, onun kadar gezmemiştim şehrin mahallerini, sokaklarını.

Karşıyaka, Alsancak, Kordon, Bornova, Güzelbahçe, Hatay, gitmediğimiz yer, mekan kalmış mıydı? Sanmam, bana benim şehrimi öğreten adamdı o.

Zamanı gelince maceraya atılmam için güç veren de.
Kollarımda son nefesini verdiğinde dünyam alt üst olmuştu. Nasıl olur da bir insan bu kadar hayat doluyken daha kırk altısında ellerimin arasından kayıp giderdi?

Bugün sevdiğimin öldüğü yaştayım. Hayata bu kadar tutkuyla bağlıysam, ona verdiğim sözdendir.
‘Dünya büyük gezilecek çok yer var’ derdi.
Kimbilir neredesin Steve. Ama bilmeni isterim ki, İzmirli hatunun yolculuğu hala devam ediyor.
Bu kez bana sorduklarında ‘İzmirliyim’ diyorum.
*”Where are you from?”
“I am from İzmir.”
“I mean which country?”
“Oh that, it is Turkey, but I am from İzmir!”


*Çeviri:
Nerelisin?
İzmirliyim
Yani hangi ülke?
Ha o mu, Türkiye, ama ben İzmirliyim.

yola devam etmeli

Please share it
Email this to someoneShare on Google+Pin on PinterestTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on Facebook